İLİM PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR
" ... MEKTEBETUL HUDA ... TACUDDİN EL - BAYBURDİ - Kitaplara iman
  SESLİ DERSLERİM
  Abdestsiz Kur'an okumak
  Abdesti bozan haller
  Abdest ve mesh
  Adak konusu
  Açık artırma ile satış
  Ahirete iman
  Akraba ve komşu hukuku
  Allah'a iman
  Allah yolunda cihad
  Allah'u Azze ve Celle'nin nuzulü
  Allah bu kimseye hidayet vermez demeyin
  Allah korkusunun keyfiyeti
  Allah ... Allah ... Hu ... Hu ... diye zikir olmaz
  Allah'ın indirdikleri
  Allah'ın indirdikleri ile hükmetmek
  Allah'tan haya etmenin anlamı
  Allah'ı zikretmek nasıl olmalı ?
  Allah semadadır ilmi ise her yerdedir
  Allah yolunda infak
  Allah'a tevekkül
  Allah'tan başkası adına yemin edilmez
  Allah'a yakınlık vesileleri
  Allah'ın rahmetinden ümit kesmemek
  Allah c.c nun görülmesi
  Allah yolunda mücadeleye mani olan amiller
  Altın takınma konusu
  Akika kurbanı
  Amellerde orta yol
  Asrı saadette çekilen sıkıntılar
  Aşırı hırs ve istidraç
  Ayakta bevletmenin çirkinliği
  Ayıp ve kusur araştırmamak
  Azil yoluyla korunma
  Bağış ve hediyeleşme
  Basiretli dava adamının vasıfları
  Başkaları için ayağa kalkmak
  Başkalarına karşı üstünlük taslamamak
  Başkalarının namusu hakkında konuşmamak
  Batıl ve bidat tevessüle getirmeye çalıştıkları Ayetler
  Bayram gününün önemi ve bayram namazı
  Bayram hutbesi
  Besmele konusu
  Beşikte konuşan üç kişi
  Bid'atlerin çirkinliği
  Bizim adımız Müslüman
  Boş vakti değerlendirmek
  Boşanma ila alakalı konular
  Büyücü ve kahinlerin kulak hırsızlığı
  Cehalet mazerettir
  Cahiliye inanç ve adetleri
  Cedel'den uzak durmak
  Cemaatle namazın önemi
  Cennet
  Cenaze namazı
  Cenazelerle alakalı konular
  Cennete giden yol
  Cennet ve nimetleri
  Cibril hadisi ve şerhi
  Cihad'ın tarifi ve çeşitleri
  Cuma namazı
  Cuma namazı kılmayanlara
  Çalgı aletleri fitnesi
  Çirkin ve fahiş sözlerden uzak durmak
  Çocuklarla alakalı
  Çocuklar arasında adalet
  Çok gülmekten nehy
  Çoraplar ve ayakkabılar üzerine mesh konusu
  Davette metod
  Dava adamının vasıfları
  Davetçi de bulunması gereken vasıflar
  Deccal Konusu
  Delil sormak
  Dilenciliğin zemmi
  Dilin afetleri
  Dinleri birleştirme gayreti
  Doğruluk
  Doğru yolun menheci
  Duha namazı
  Dul ve bakirenin rızası
  Dünya ve mal sevgisi
  Dürüstlük
  Ebu Hureyre ve hadisciliyi
  Edebü'l müfredin zayıfları
  Ehli kitabın Muhammed'e uyma zorunluluğu
  Ehl'i kitab olan kadınların nikahı
  Emir farz demektir
  Erkeğin kadın üzerindeki hakkı
  El aç rabbine dua et
  Elleri göğüs üzerine bağlamak
  El Va'd ve Vaid kaidesi
  Erkağin koca ve baba kimliği
  Esma'ul husna ve anlamları
  Evlilikte ilk gece
  Evvabin namazı
  Evlat bakımı ve terbiyesi
  Ev reisi ve söz sahibi erkektir
  Ezan ve kamet konusu
  Faizle alakalı konular
  Faiz genelde veresiye alış-verişlerde olur
  Fani dünya ve onun aldatıcı amilleri
  Fatiha konusu
  Fert ve toplumun baş belası zina
  Felaha ulaştıran vesileler
  Fıtratı selime
  Fırkayı naciye ve onun vasıfları
  Gaybı Allah'tan başka kimse bilmez
  Gayemiz insanları değil Allah'ı razı etmek
  Gıybet dedikodu laf taşımak
  Gusül ile alakalı konular
  Günahları ortadan kaldıran sebepler
  Göz zinası
  Hacc ve Umre konusu
  Hadislerin Kur'ana arz meselesi
  Haram olan nikah türleri
  Haram kılınan bir şeyin parası da haramdır
  Haricilere reddiye
  Haram olan kazançlar
  Havzın başından kovulanlar
  Hayz,İstihaze ve nifas ile alakalı konular
  Hayızlı kadınla sevişmenin caizliği
  Hayvan kesimi
  Hayızlı kadınla cimanın haramlılığı
  Hayızlı kadın namaz kılmaz ve onu kaza da etmez
  Hayvan hakkı
  Hediyeleşme ve bağış yapmak
  Her işe sağdan başlamak
  Her küçük büyüğe giden bir yoldur
  Her şey Allah'a kulluk ediyor ya sen !
  Heva ve hevese uymanın kötülüğü
  Hırs
  Hısnu'l muslimin zayıfları
  Hırs cimrilik ve infak
  Hicab Ayetleri ve Müslüman kadının örtüsü
  Hutbetu'l hace
  Hu ... Hu ... diye Allah zikredilmez
  Irkçılığın zemmi
  İbadetlerde riyakarlık yapmamak
  İbni Mace'nin zayıfları
  İbni Mes'ud rivayeti ve ondan istifadeler
  İbni Teymiye ve mezheb
  İbn Abbas'ın haricilerle munazarası
  İctihad konusu
  İçtihad konusunda sahih olmayan Muaz hadisi
  İçkinin tahrimiyeti ve içenlerin zemmi
  İçki ile tedavi olunmaz
  İhtilaf rahmet midir ?
  İbadette iki temel esas
  İddetle alakalı konular
  İki namazı cem etme
  İlmin ve ilim sahiplerinin değeri
  İlim amel etmeği gerektirir
  İlmi saklamanın çirkinliği
  İman imtihanı gerektirir
  İman hakikati
  İman artar ve eksilir
  İmamın arkasında fatiha konusu
  İmametle alakalı konular
  İnananların acı gerçeği ve çözüm yolu
  İnsanlara muamele sanatı
  İnsanlara vahy veya ilham gelir mi
  İnsanların ayıp ve kusurlarını araştırmamak
  İsbat ve Nefy kaidesi
  İstiska namazı
  İslam'ın fert ve toplumları değerlendirme metodu
  İslam cimriliği sevmez
  İslam kardeşliğini pekiştirme yolları
  İslam'da muta nikahının hükmü
  İslam'da ticaret ahlakı
  İslamı yaşamada sağlıklı kurallar
  İslam kardeşliği
  İsim ve sıfatlar tevhidi
  İsimler ölçü değildir
  İsa a.s'ın göğe yükselişi ve nuzulü
  İslam da bağlılık kurana ve sünnete olmalı
  İslam akidesi
  İşte selefin menheci
  Kabre karşı namaz kılınmaz
  Kabirde telkin olayı
  Kabirlerde namaz kılınmaz
  Kabir azabı
  Kafir ve müşriklerin nikahı
  Kafirlere dostluk beslemenin emareleri
  Kadının kocası üzerindeki hakkı
  Kahinlerin ve Arrafların kulak hırsızlığı
  Kardeş kimliği
  Kadere iman
  Kadına dokunmak abdesti bozmaz
  Kadınların kabir ziyareti
  Kadına şiddet uygulanır mı
  Kadın da ev de at da uğursuzluk var mı
  Kadınlarla güzel geçinmek
  Kadınlara bakmaktan sakınmak
  Kandil kutlamaları
  Kari koca haklari
  Kanaat gönül tokluğu aza rıza ve dilencilik
  Kan abdesti bozmaz
  Kazayı hacet ile alakalı konular
  Kesim konusu
  Keyd mekr ve istihza sıfatları nasıl anlaşılmalı
  Kıble konusu
  Kitaplara iman
  Kibir ve tevazu
  Kurban konusu
  Kur'an yoluyla kazanç elde etmenin nehyi
  Kur'an da mü'minlerin özellikleri
  Kusuf namazı
  Korku namazı
  Korku ile ümit arasında yaşamak
  Korku hususunda haddi aşmamak
  Kötülere yapılan iyilikte bile hayır vardır
  Kul hakkı
  Kur'anı anlamada sünnetin yeri
  Kur'an abdestsiz okunabilir mi ?
  Kuran ve Sünnetin korunduğu
  Kur'an ve sünnet te Mü'min
  Kurban bayramı hutbesi
  La ilahe illallahın manası
  Lanetçi olmamak
  Lanetlenen işler
  Lian - lanetleşme - konusu
  Mehdi ile alakalı hadisler
  Meleklere iman
  Mescid namazı
  Mubaşeretle alakalı konular
  Muhammed Mustafaya uymanın keyfiyeti
  Muaheze ilimden sonradır
  Mutlu bir hayat için vesileler
  Muta nikahı
  Muska ve nazarlık takınmak
  Mü'minlere dostluk beslemenin emareleri
  Müslümanların çıkmazı ve çözüm yolu
  Müslüman kadının örtüsü
  Müslimanın akraba ve komşu hukuku
  Müslümanın evlat kimliği
  Müslüman hanımın eşine karşı saygı ve sevgisi
  Müslümanın ahlakı
  Müslüman kadinin kimligi
  Müslümanların vahdetine mani olan arızalar
  Müşrikler Allah'ı tanıyan ve O'na ibadet eden kimselerdi
  Müziğin haramlığı
  Nafile oruç babları
  Nafile namazlar
  Namaz'da örtülmesi gereken yerler
  Namaz'da tadili erkan
  Namaz'da huşu
  Namaz da ne diyoruz
  Namazın terki ile alakalı teviller
  Namazın kazası olur mu ?
  Namaz'da örtünülmesi gereken yerler
  Namaz için sutre babları
  Namazlarda kunut
  Namazın kıyamında elleri bağlama
  Namaz'ın kadri ve kula sağladığı yararlar
  Namaz kılınacak elbiselerin temizligi
  Namaz kılarken sutre edinme
  Nafaka ile alakalı konular
  Nazar konusu
  Nesei'nin zayıfları
  Nemmamcılık
  Nikahın fazileti ve ona teşvik
  Nikahın şartları
  Nikahı haram olan kadınlar
  Nifak ve alametleri
  Öfke ve ondan kurtulma yolları
  Ölen kimse hakkında hüsnü zan besle ama onu tezkiye etme
  Ölüye fayda sağlayan şeyler
  Ölüye telkin olayı
  Ölülerin ardından ve kabirlerde kur'an okunacağını anlatan zayıf hadisler
  Ölülere Kur'an okunmaz
  Örnek ve önder Allah resulü'dür
  Ölüm hakikati ve ahiret
  Övünmemek ve başkalarına karşı üstünlük taslamamak
  Özürsüz iki namazı cem etme
  Özürlü kimselerin namazı
  Peygamberimiz hakkında haddi aşmamak
  Peygamberler arasında tafdil ve tercih
  Peygamberimizin anne ve babasının durumu
  Rabıta'nın tanımı ve din'deki yeri
  Rafizi ve şiilerin inanç esasları
  Ramazan ve Oruç
  Recm konusu
  Resule itaat
  Resulullah ın şakacı kimliği
  Resule itaatin önemi
  Resim ve suretlerin hükmü
  Resule uymanın keyfiyeti
  Rızası alınmadan kadın ve kız nikahlanamaz
  Rızık endişesinin kulluktaki rolü
  Rukudan sonraki kıyamda elleri bağlama
  Rukye yolu ile tedavi ve muska
  Ruyetullah
  Rüşvet
  Sahih bir akide ne demektir
  Sahih bir akide ümmetin kurtuluşudur
  Sahih olmayan Muaz hadisi
  Sadaka ile alakalı
  Sağlıklı hizmet için kurallar
  Sakal konusu
  Saliha bir eş sahibi olmak
  Salavat konusu
  Sana sorarlar
  Sarıkla ilgili zayıf ve uydurma haberler
  Satranç ve tavlanın haramlılığı
  Seferde namaz
  Secdelerde elleri kaldırma
  Secdeye giderken önce elleri yere koyma
  Sehv secdesi
  Selefin menheci
  Selefin yolu kurtuluş yoludur
  Sevgi ve tazim de haddi aşmamak
  Sırat'ı mustakim
  Sigara haramdır
  Sohbete başlarken ve dağılırken yapılacak dua
  Soru cevap fıtrat konusu
  Soru cevap Allah'a iman
  Soru cevap meleklere iman
  Soru cevap Resullere iman
  Soru cevap Kader
  Soru cevap kitaplara iman
  Soru cevap ahirete iman
  Soru cevap Kıyas konusu
  Soru cevap akide ... 1
  Soru cevap akide ... 2
  Soru cevap Akide ... 3
  Soru cevap Akide ... 4
  Sorunlar ve çözüm yolu
  Sutre babları
  Sünnet vahy'dir
  Sünnet namazlar
  Sünnete ittiba hususunda imamların sözleri
  Süt emme ile alakalı
  Şakacı ve güler yüzlü resul
  Şarkı türkü ve çalgı aletleri fitnesi
  Şer'i kaynaklar
  Şefaat konusu
  Şeytan'dan korunma yolları
  Şeytana sevimli gelen söz ve tavırlar
  Şirku'l ekber ve Şirku'l asğar
  Şirk ve çeşitleri
  Şuurlu dava adamı nasıl olmalı
  Şüpheli şeylerden uzak durmak
  Takva nedir ve takva sa
  Taklidin zemmi
  Talak çeşitleri
  Tasavvuf ve İslam'ın mukayesesi
  Tavla ve satrancın haramlılığı
  Tebuk seferinden geri kalanların kıssası ve ondan istifadeler
  Teravih namazı ve onun rekat sayısı
  Tekfircilere reddiye
  Tesbih namazı
  Tevhidin değeri ve kula sağladığı faydalar
  Tevhide munafi olan şeyler
  Tevhidin mana ve mahiyeti
  Tevhidin üç bölümü
  Tevazu ve kibir
  Tevessül ve vesile
  Tevessül ile alakalı uydurma rivayetler
  Tevbenin önemi ve ona olan ihtiyaç
  Teyemmüm konusu
  Tilavet secdesi
  Tirmizi'nin zayıfları
  Toplumun baş belası zina
  Uğursuzluğa inanmak şirktir
  Uslup kurbanı olmamak lazım
  Uyan artık ey gafil insan
  Ümmetin kur'ana karşı sorumlulukları
  Ümmetin ihtilafı rahmet midir ?
  Üstünlük takva iledir
  Vadeli satışlarda faiz şekli
  Vitir namazı
  Yahudi ve Hıristiyanların Muhammede uyma konusu
  Yasaklanan oruç günleri
  Yatarken okunacak dua ve zikirler
  Yemin konusu
  Yüzük takınma konusu
  Zayıf ve uydurma hadislerden bir demet
  Zekat konusu
  Zemzem suyu
  Zifaf gecesi ve mubaşeret
  Zilhicce ayının fazileti, kurban ve kurban bayramı
  Zikrin tanımı ve keyfiyeti
  Zina ve çeşitleri
  Zinanın cezası
  Zulüm kavramı ve zalimliğin çirkinliği
  Sayaç
  La ilahe illallah'ın şartları
  İbadet amaçlı kabir ziyareti için sefere çıkılır mı ?
  İslami mücadelede şiddet sorunu
  Allah'a aşık olunmaz
  Amel imandandır artar ve eksilir
  Cehenneme giren bir daha kurtulamaz iddiası
  Dualarınızda araya kimseyi sokmayın
  Fiil ile failin arasını ayırmak
  Sahabenin tezkiyesi
  Hayızlı kadın kur'an okuyabilir mi ?
  Hased ... Çekememezlik
  Körü körüne taklit
  Allah'ın isim ve sıfatları konusunda kaçınacağımız hususlar
  İmamlar mezhep kurmadı ... Kur'ana ve Sünnete davet etti
  Ayrılmayın ... parçalanmayın ..
  Gadiri Hum olayı ve Sakaleyn hadisi
  Allah'ın varlığını inkar edenlere
  Gelin ata dede dinini terkedelim
  El ve yüz müstesna hadisi ve anlayışı sahih değildir
  En büyük Tağut şeytandır
  Ahad haber akidede de amelde de hüccettir
  Allah ve Resulü adına yalan söylemenin çirkinliği
  Bir gün tekfirci biriyle konuşuyorum
  Haricilik ve tekfir fitnesi
  Sahabenin sünnete olan bağlılığı
  Yaratılmışların hurmetine Allah'tan bir şey istenir mi ... ?
  Müslümanlar arasında görülen bazı bid'atler
  ,sim ve sıfatlar tevhidi
  Cihad kavramı
  Zayıf hadis ile amel konusu

 

K İ T A P L A R A     İ M A N

 

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمـَنِ الرَّحِيمِ

 

    Değerli kardeşlerim ! bilindiği gibi iman rükünlerinden biri de Allah’ın, rasullerine indirdiği kitap ve suhuflara iman etmektir… Allah’u Teala’nın emri nasıl ki diğer iman esaslarının hepsine iman etmeyi gerektiriyor ise, aynı şekilde semavi kitapların hepsine de imanı gerektir-mektedir.

 

   Bahsi edilen bu konu da imanın bir cüzüdür. Bu olmadan kişinin imanı tamam olmaz. Allah’u Azze ve Celle Kur’anı Rasulü Muhammed s.a.v’e indirdiği gibi diğer kitaplarını da başkara Rasullerine indirmiştir. Allah’u Teala bu kitaplardan bazılarının isimlerini Kur’an’da  bize bildirmiş, diğer bazılarını ise bildirmemiştir…. Kur’an’da isimlerini zikredilen kitaplar şunlardır :

 

Kur’anı Kerim : Allah’u Teala onu, son Rasulü olan Muhammed s.a.v’e indirmiştir. Rab-bimiz kerim kitabında şöyle buyurur :

 

“ Biz onu anlayasınız diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik..... “

 

YUSUF : 2

 

“ O Allah’a hamd olsun ki kuluna Kitabı indirdi. “

KEHF : 1

 

“ Alemlere uyarıcı olması için kuluna Furkan’ı indiren Allah ne mübarektir. “

FURKAN : 1

 

“ O Kafirler Kur’anı işittikleri zaman, neredeyse seni gözleriyle devireceklerdi. 0 delidir diyorlardı. Halbuki o alemler için uyarıdan başka bir şey değildir. “

KALEM : 51 - 52

 

Tevrat : Allah’u Teala onu Musa a.s’a indirmiştir :

 

“ Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik, onda hidayet ve nur vardır. Allah’a teslim olmuş nebiler, onunla Yahudilere hüküm verirlerdi. Rabbani alimler ve rahipler de Allah’ın Kitabını korumakla görevli oldukla-rından onunla hüküm verirler ve onu gözetleyip korurlardı..... “

 

MAİDE : 44

İncil  : Allah’u Teala Onu İsa a.s’a indirmiştir :

 

“ Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı doğrulayıcı olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önündeki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik. “

MAİDE : 46

 

Zebur : Allah Onu da Davud a.s’a vermiştir :

 

“ Davud’a da Zebur’u verdik........ “

İSRA : 55

 

Suhuflar : Allah’u Teala bazı rasul ve nebilerine de suhuflar vermiştir.

 

   Kendisine suhuf verilen rasuller İbrahim ve Musa a.s dır. Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

 

“ Yoksa kendisine Musa’nın ve çok vefalı İbrahim’in suhufunda bulunan haber veril-medi mi ?. “

NECM : 36 – 37

 

“ Muhakkak ki felaha eren, zekat veren ve Rabb’inin adını anıp namaz kılandır. Ama siz şu dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa Ahiret daha iyi ve daha kalıcıdır. Bu hüküm elbette ki önceki suhufda vardır. İbrahim ve Musa’nın suhufunda. “

A’LA : 14 – 19

 

    Diğer rasullere indirilen kitaplara gelince Allah’u Teala onların isimlerini açıklamamıştır. Fakat Allah, her Rasulün kavmine tebliğ etmekle görevli olduğu bir risaleti olduğunu açılamıştır.

 

“ İnsanlar bir tek ümmet idi, Allah elçileri müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdi. Onlarla beraber, anlaşmazlığa düştükleri konularda insanlar arasında hükmetmek üzere içinde gerçekler bulunan kitaplar indirdi. “

BAKARA : 213

 

“ And olsun biz rasullerimizi açık delillerle gönderdik ve - onlarla beraber - mizanı  - yani ölçüyü - indirdik...... “

HADİT : 25

 

   Kur’an’da adları anılan ve anılmayan kitaplara ve Allah’ın indirdiği diğer bütün kitap ve suhufa - yani sahifelere - iman ederiz… Bu şeklindeki  bir iman ; icmali bir imandır.

 

   Allah’ın gönderdiğini söylemediği bir kitabı da Allah’a nisbet etmekten kaçınmak gerekir. Allah c.c kendisine nisbet ettiği kitapları hak, nur ve hidayet üzere indirmiştir…. 

   Onların hepsi de Allah’ı rububiyeti, uluhiyeti ve isim ve yüce sıfatlarını  birlemek üzere inmiştir.

 

   Buna muhalif olarak o kitaplara nisbet edilen şeylerse beşerin tahrifinden başka bir şey değildir…. Tevrat hakkında Allah’u teala şöyle buyuruyor :

 

“ Gerçekten Tevrat’ı biz indirdik, Onda hidayet ve nur vardır... “

 

MAİDE : 44

 

   İncil hakkında ise şöyle buyurmaktadır :

 

“ Onların ardından yanlarındaki Tevrat’ı tasdik edici olarak Meryem oğlu İsa’yı gönderdik ve ona, içinde hidayet ve nur bulunan, önün-deki Tevrat’ı doğrulayan ve muttakiler için yol gösterici ve öğüt olan İncil’i verdik. “

MAİDE : 46

 

   Bilindiği gibi semavi kitapların ana meselesi ve hedefi : İbadetlerle AlIah’ı birleme ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamaktır…. Bu mesele, bütün kitapların asıl mevzusu olup hiç değişmez bir esastır.. Rabbimiz bu konuda şöyle buyur-maktadır :

 

“ Senden önce gönderdiğimiz her rasule ; Benden başka ilah yoktur, sadece bana kulluk edin, diye vahy etmişizdir. “

ENBİYA  : 25

 

“ And olsun biz her millet içinde : Allah’a kulluk edin, tagut - lara ibadet etmekten - de kaçının, diye rasul gönderdik...... “

NAHL : 36

 

   Bu ve emsali Ayetlerde de anlatıldığı gibi, kitapların öğrettiği muhte-viyat aynı olunca hepsine iman zorunlu olmaktadır.

 

   Ancak Allah’u Azze ve celle’nin son kitabı Kur’an’a imanın ve özellik-lerinin diğer kitaplardan farklılığı vardır….. Onları şöyle sıralayabiliriz :

 

Kur’an, Adem a.s’dan Rasulullah s.a.v’e kadar inen bütün kitap ve suhufların ilahi bir hula-sasıdır….

 

Kur’an, Allah’ı birleme, O’na ibadet ve itaat yönüyle önceki kitaplarda bulunan hükümlerin bir tasdikçisidir.

 

Kur’an, geçmiş kitaplardaki faziletlerin hepsini kendisinde cem etmiştir. Onlardaki hakkı ikrar ve itiraf eder, tahrif ve sonradan içlerine sokuş-turulan batıl şeyleri de beyan ve reddeder. Rab-bimiz şöyle buyurur :

 

“ Sana da kendinden önceki kitabı doğrulayıcı ve onu koruyup kollayıcı olarak bu Kitabı hak ile indirdik. “

MAİDE : 48

 

Kur’an,  Allah’tan indirilen bir kitap olduğunu ve başkaları tarafından uydurulacak bir kitap olmadığını, ayrıyeten kendisinden öncekileri tasdik edici bir kitap olduğunu da isbat eden bir kitaptır… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurur :

 

“ Bu Kur’an, Allah’tan başkası tarafından uydurulacak bir şey de değildir. Bu ancak kendisinden öncekilerin tasdikcisi ve kitabın açıklamasıdır…….. “

YUNUS : 37

 

“ Bu Kur’an iftira edilmiş bir söz değildir. 0 ancak kendinden önceki kitapların tasdiki, her şeyin açıklanması ve mümin topluluk için de hidayet ve rahmettir. “

YUSUF : 111

 

Kur’an, İçerisinde şek ve şüphenin olmadığı bir kitaptır… Rabbimiz şöyle buyurur :

  

“ ……….. Onda asla şüphe yoktur. Alemlerin rabbi tarafından indirilmiştir. “

YUNUS : 37

 

Kur’an, beşeriyetin tamamı için genel bir şeriat getirmiştir. Onda insanlık için dünya ve ahiret saadetini sağlayıcı her şey vardır.

 

Kur’an, getirdiği şeriatla geçmiş toplumlara has ameli şeriatların hepsini nesh edip, her zaman ve her mekana uygun olan ve kıyamete kadar da ebedi kalıcı hükümler yaz etmiştir.

 

Kur’an, tahrifin ve batılın ne önünden ve ne de arkasından yaklaşama-yacağı korunan bir kitaptır… Rabbimiz şöyle buyurur :

 

“ Şüphesiz ki 0 zikri biz indirdik biz. Ve Onun koruyucusu da elbette ki biziz. “

HİCR : 9

 

“ Onlar kendilerine gelen Kur’anı inkar ettiler. Halbuki 0 eşsiz bir kitaptır. Ne önünden ne de arkasından Onun hükmünü boşa çıkaracak bir söz gelmez. 0, hüküm ve hikmet sahibi çok övülen Allah’tan indirilmiştir. “

FUSSİLET : 41 – 42

 

Kur’an, diğer peygamberlerin çoğunda olduğu gibi, sadece Muhammed mustafa’nın kavmine inen bir kitap da değildir… Allah’u Teala onu  bütün insanlığa tebliğ edip duyurması için indirmiştir…  Yani bu yönüyle de Kur’an diğer kitaplardan ayrı bir özelliğe sahiptir…Diğer kitaplara gelince, Allah’ın bize haber verdiğine göre bu kitaplar, müntesipleri tarafından tahrife uğratılmıştır.

 

Kur’anı kerim, Yahudilerin kendi kitaplarında yaptıkları değişiklik ve tahrifatı şöyle zikretmektedir :

 

“ Şimdi siz, onların size inanmalarını mı umuyorsunuz ? Oysa bun-lardan bir grup vardır ki, Allah’ın sözünü işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra bile bile onu değiş-tirirler. “

BAKARA : 75

 

“ Yahudilerden öyleleri var ki, kelimeleri yerinden kaydırıyorlar… “

 

NİSA : 46

 

Kur’anı kerim Hıristiyanların İncil’de yaptığı tahrifi de bizlere şöyle anlat-maktadır :

 

“ Biz Hıristiyan’ız diyenlerden de söz almıştık, ama uyarıldıkları şeyden ibret almayı unuttular. Bu yüzden kıyamet gününe kadar aralarına düşmanlık ve kin saldık. Yakında Allah onlara ne yaptıklarını haber verecektir. Ey kitap ehli, Rasulümüz size geldi, kitaptan gizlediğiniz şeylerin çoğunu size açıklıyor, çoğundan da vaz geçi-yor. Gerçekten size Allah’tan bir nur ve açık bir kitap geldi. “

 

MAİDE : 14 – 15

 

“ Onlardan öyleleri vardır ki, siz onu kitaptan sanasınız diye, dillerini   eğip bükerler ve " Bu Allah katındandır " derler. Oysa o kitaptan değildir. Kendileri de bildikleri halde Allah'a karşı  yalan söylerler.

 

ALİ İMRAN : 78

 

Ehli kitabın kendi kitaplarında yaptığı tahrif ise genel olarak üç kısma ayrılmaktadır :

 

Birincisi : Sözü olduğu gibi bırakıp tevil ederek manayı tahrif etmek şeklinde yapılmıştır….. Kur’an buna şu Ayetle işaret ediyor :

 

“ Yahudilerin yaptıkları zülüm ve bir çok kimseyi Allah yolundan çevirmelerinden dolayı kendilerine temiz ve güzel şeyleri onlara yasakladık. Menedildikleri halde faizi almaları ve haksız yere insanların mallarını yemelerinden ötürü  - işte böyle yaptık - “

 

NİSA : 160 – 161

 

   Bu Ayeti celilede de işaret edildiği gibi Yahudiler, kitaplarında bulunan mevcut hükme rağmen çeşitli hileler yaparak insanların mallarını batıl olarak yemektedirler…. Bununla da kalmayıp şöyle demektedirler :

 

   Yahudiler kendi aralarında faiz alamaz, birbirleri ile olan ilişkilerinde de emanete riayet şarttır. Ama Yahudi olmayan biriyle olan ilişkilerinde faizin bir sakıncası yoktur, artı onun malını da yiyebilirsin…. Onların bu çirkin halini Kur’an’ı kerim bizlere şöyle anlatmaktadır :

 

“ Kitap ehlinden öyleleri vardır ki, ona yüklerle emanet bıraksan onu sana öder. Onlardan öyleleri de vardır ki, ona bir dinar versen, devamlı olarak başında beklemeden onu sana ödemez. Onlar : “ ümmilere karşı bize bir sorumluluk yoktur “ dedikleri için böyle yapı-yorlar ve Allah’a karşı bile bile yalan söylüyorlar. “

ALİ İMRAN : 75

 

   Bu gün Tevrat’ta olan bir hükme göre, Yahudi ancak Yahudi komşusuna ve kendi dindaşına karşı dürüst davranmakla yükümlüdür… Yahudi olmayanın malını çalması, ona yalan söylemesi bir Yahudi için günah değildir.

 

   Değerli kardeşlerim ! sırası gelmişken ifade etmekte fayda vardır ; Bu aynen zamanımızdaki rafizi ve harici zihniyetine sahip olan bazı kimselerde de söz konusudur……. Şöyle ki ; bu taifenin içerisinde de kendileri gibi düşünmeyen kimseleri kafir saydıklarından dolayı, mallarını gaspetmeyi ve onlara takiyye yapmayı helal saymaktadırlar.

 

İkincisi : Değiştirip ilaveler yaparak tahrif etme şekli…. Bu şekildeki  ilave yoluyla yapılan tahrifin de bir çok örnekleri vardır.

 

   Yahudiler Tevrat’a, Allah’ın indirmediği birçok hurafe türü şeyler ilave etmişlerdir. Onlardan bazıları, Allah’a iftira ve rasuller hakkında ağza alınmayacak derecede çirkin kelimelerdir….  Bunlardan bir kısmını Kur’an’ı kerim bize şöyle nakletmektedir :

 

“ Şüphesiz ki Allah “ Allah fakirdir, biz zenginiz “ diyenlerin sözlerini işitmiştir. Onların dediklerini ve haksız yere peygamberleri öldürmelerini yazacağız ve onlara “ yangın azabını tadın “ diyeceğiz. Bu, sizin ellerinizin yapıp öne sürdüğü şeylerin karşılığıdır. Allah kullarına asla zulmetmez. “

ALİ İMRAN : 181 – 182

 

“ Yahudiler : Allah’ın eli bağlıdır dediler. Kendi elleri bağlandı ve söylediklerinden dolayı lanetlendiler. Hayır, Allah’ın iki eli de açıktır, dilediği gibi verir. “

MAİDE : 64

   Tevrat’ta buna benzer ve hatta daha da çirkin bir çok  ifadeler bulmak  mümkündür.

 

   Değerli kardeşlerim Hıristiyanlar da kitap-larında tahrifler yapmışlardır…. Onların İncil’de yaptıkları tahrif, Yahudilerin tahrifinden pek de aşağı değildir.

 

   Mesela, İsa a.s’ın uluhiyeti ile alakalı problemleri ve aynı zamanda  teslis inançları… Yani ; - haşa - Allah’ın üç oluşu : Baba, oğul, Ruhu’l-Kudüs gibi şeyler, İncil’e yapılmış çirkin ilavelerdir…. Rabbimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :  

 

“ Allah ancak Meryem’in oğlu Mesih’tir diyenler elbette kafir olmuş-lardır. Oysa Mesih : Ey İsrail oğulları, benim Rabb’im ve sizin Rab-biniz olan Allah’a kulluk edin...... demişti. “

MAİDE : 72

 

“ Allah üçün üçüncüsüdür diyenler, elbette kafir olmuştur. Oysa yalnız bir ilah vardır ve başka ilah yoktur..... “

MAİDE : 73

 

“ Meryem oğlu Mesih, rasulden başka bir şey değildir. Ondan önce de rasuller gelip geçmiştir. Annesi de sıddıka idi. İkisi de - herkes gibi - yemek yerlerdi..... “

MAİDE : 75

 

“ Allah demişti ki : Ey Meryem oğlu İsa, sen mi insanlara : Allah’ı bırakarak beni ve annemi ilah edinin, dedin ?. İsa dedi ki : Haşa, sen yücesin, benim için gerçek olmayan bir şeyi söylemek bana yakışmaz. Eğer demiş olsam, sen bunu bilirsin, sen benim nefsimde olanı bilirsin, ama ben senin nefsinde olanı bilmem, çünkü gaybı bilen yalnız sensin sen ! 

MAİDE : 116

 

Üçüncü tahrif şekilleri ise : Tamamen tahrif  edip gizlemek şeklinde olmuştur…. Yani hem şeriatın hükümlerini gizlediler hem de Resu-lullah’ın risaletini gizlediler….. Rabbimiz şöyle buyurmaktadır :

 

“ Allah, kendilerine kitap verilenlerden : Onu insanlara açıklayacaksınız ve gizleme-yeceksiniz diye söz almıştı. Fakat onlar verdik-leri sözü arkalarına atıp umursa-mamışlar ve yok pahasına onu satmışlardı. “

ALİ İMRAN : 187

 

   Rasulullah s.a.v’in risaletini gizlediklerini ise Rabbimiz şöyle haber vermektedir :

 

“ Kendilerine kitap verdiklerimiz Onu, oğullarını tanıdıkları gibi tanır-lar, ama yine de onlardan bir grup bile bile hakkı gizlerler. “

 

BAKARA : 146

 

“ Meryem oğlu İsa da : “ Ey İsrail oğulları, ben size Allah’ın gönder-diği bir Rasulüm, benden önce gelen Tevrat’ı tasdik edici ve benden sonra gelecek Ahmed adında bir Rasulü müjdeleyici olarak geldim “ demişti. Fakat  - İsa’nın haber verdiği rasul - onlara apaçık deliller getirince : Bu apaçık bir sihirdir dediler. “

SAF : 6

 

   Ama ne yazık ki Allah’u Azze ve Celle’nin bu emirlerine rağmen ehli kitap Rab’lerine karşı asi olmuşlar ve açıklamakla emrolundukları hüküm-leri insanlardan gizlemişlerdir….. Yani - Rab-bimizin buyurduğu gibi - onlar Allah’ın Ayetlerini az bir pahaya satmışlardır.

 

   Buhari ve Müslim’deki zikredilen şu hadisi şerifler, onların kendi kitap-larına karşı nasıl çirkin bir tutum içerisinde olduklarını bize açıkça anlat-maktadır…

 

“ … Abdullah İbn Ömer r.a dan. O şöyle dedi : Yahudi’ler Resulullah s.a.v’e geldiler ve Ona kendilerinden bir adamla bir kadının zina ettiğini zikrettiler. Rasulullah onlara : Siz recim hakkında Tevrat’ta ne buluyor-sunuz ?, buyurdu. Onlar : Biz zina edenlerin ayıplarını ortaya koyup teşhir eder ve onları bir de değnekle döveriz, dediler. Abdullah b. Selam onlara : Yalan söylediniz, Tevrat’ta recim - Ayeti - vardır, dedi. Bunun üzerine onlar Tevrat’ı getirdiler ve kitabı açtılar. Yahudilerden biri elini recim Ayetinin üzerine koydu ve ondan önceki ve sonraki Ayetleri okumağa başladı. Abdullah b. Selam ona : “ Elini kaldır “ dedi. 0 da elini kaldırınca recim Ayeti görülüverdi. Yahudiler : Ya Muhammed, Abdullah b. Selam doğru söyledi, gerçekten Tevrat’ta recim Ayeti vardır, dediler. Zinanın sabit olması üzerine Rasulullah s.a.v bu iki zinakarın recim edilmelerini emretti. Onlar da recim edildiler. Abdullah b. Ömer : Ben, onlar recim edilirken Yahudi erkeğini, kadına atılan taşlardan korumak için kadının üzerine meyleder halde gördüm demiştir.

 

Buhari : 6841 – Ter : 6697 - Müslim : 1699 / 26

 

“ … Abdullah İbn Abbas r.a dan. O şöyle dedi : Sizler kitap ehli olan-lara şeraitten nasıl herhangi bir şeyi soruyorsunuz ?. Halbuki Resulullah s.a.v üzerine indirilmiş olan kitabınız, kitapların en yenisidir. Sizler onu halis olarak ve içerisine hiçbir şey karışmamış olarak ukumaktasınız. Bu Kur’an sizlere, ehli kitap olanların Allah’ın kitabını tebdil edip değiştirdiklerini ve kitabı kendi elleriyle yazdıklarını ve bununla da az bir pahayı satın almaları için ; “ bu Allah katındandır “ dediklerini sizlere söylemiştir. Dikkat edin ! size gelmiş olan ilim, sizleri onlara soru sormaktan nehyetmektedir. Vallahi biz onlardan hiçbir kimseyi, size indirilmiş kitaptan size soru sorduklarını görmüş değiliz. “

Buhari : 16.c.7234.S

 

   Değerli Müslümanlar ! Kur’anın diğer Kitaplardan ayrıldığı bir başka yönü de ;  onun bütün insanlar ve cinlerin kitabı olmasıdır… Rab-bimiz bu konuda şöyle buyurmaktadır :

 

“ Bu - kitap - insanlara kurtuluş yollarını gösteren delillerdir ; inancı sağlam olanlar için de bir rehber ve bir rahmettir “

CASİYE : 20

 

“ 0 - Kitap - alemler için ancak bir öğüttür. “

KALEM : 52

 

“ - Onlara - De ki : Ey insanlar ! ben sizin hepinize birden gönderilen elçiyim….. “

A’RAF : 158

 

“ Hani cinlerden bir grubu,Kur'an dinlemek üzere sana yöneltmiştik. Böylece onun huzuruna geldikleri zaman, dediler ki : " Kulak verin ; " sonra bitirilince kendi kavimlerine  uyarıcılar olarak döndüler. Dediler ki : " Ey kavmimiz, gerçekten biz, Musa'dan sonra indirilen, kendinden öncekileri doğrulayan bir kitap dinledik ; bu kitap ki hakka ve doğru olan yola yöneltip iletmektedir. Ey kavmi-miz, Allah'a davet edene icabet edin ve O'na iman edin ki ; günah-larınızdan bir kısmını bağışlasın ve sizi acı bir azabtan korusun. Kim Allah'a davet edene icabet etmezse, artık o, yeryüzünde - Allah'ı aciz bırakacak değildir ve onun O'ndan başka - velileri yoktur. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler." 

AHKAF : 29 – 30 – 31 – 32 

 

“ De ki : " Bana gerçekten şu vahyolundu : Cinlerden bir grup dinleyip de şöyle demişler : Doğrusu biz, büyük hayranlık uyandıran bir Kur'an dinledik.O Kur'an ki, gerçeğe ve doğruya yöneltip iletiyor. Bu yüzden ona iman ettik. Bundan böyle Rabbimize hiç kimseyi ortak koşmayacağız." 

CİN : 1 – 2

 

“ … Ebu Hureyre r.a dan. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu : Muhammedin nefsi elinde olan Allah’a yemin ederim ki, bu ümmetten Yahudi, Hıristiyan veya herhangi bir kimse beni işitir de sonra benimle gönderilen şeye iman etmediği halde ölürse muhak-kak o, ateş ehlinden olur.

Müslim : 153 / 240.N – Ahmed : 2 / 350 – 8397.n

 

   İşte bahsi edilen bu özellik, diğer peygam-berlere verilen özelliklerden  ayrı bir özelliktir…. Delillerin de açık ve net beyanlarından anlaşıldığı gibi Kur’an Rasulullah’a, muayyen bir kavme tebliğ edilmek üzere değil bütün insanlara tebliğ edilmek üzere indirilmiştir... Bilindiği gibi önceki kitaplar,   muayyen toplumlara geliyordu.

 

   Hulasa Kur’an, kıyamete kadar bütün insanlar üzerinde Allah’ın bir hüccetidir…. Dolayısıyla Rabbimiz onu, insanların tahrif etmemeleri için   korumuş ve korunmaya da devam edecektir.

 

ÜMMETİN  KUR’ANA  KARŞI  SORUMLULUKLARI

 

   Değerli kardeşlerim !  elbetteki bu ümmetin Kitapları olan Kur’ana karşı bir çok sorumlulukları vardır … Yani bir çok cahil insanın zannetiği gibi sadece ; bu kitabın adı Kur’an ve bu Allah tara-fından indirilmiştir, sözü ve inancı yeterli değildir.

 

1 – Kur’anın, bütün noksanlıklardan munezzeh olah Allah tarafından indirilmiş bir kitab olduğuna şeksiz şüphesiz iman etmeleri.

 

حم {} تَنزِيلٌ مِّنَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ  

 

“ Ha mim. Bu kitap Rahman ve Rahim olan – Allah – tarafından indirilmiştir. “

FUSSİLET : 1-2.AY.

 

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفاً كَثِيراً

  

“ Onlar Kur’anı hiç düşünmüyorlar mı ? Eğer o Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı,onda birbirine muhalif çok şeyler olurdu. “
                                                                                      NİSA :82.AY.

 

2 - Bu kitabın, ihtilaf ve tezat şeyler içermekten, noksaklıktan ve içerisinde ihmal edilmiş bir şeylerin varlığından uzak olan bir kitap olduğuna iman etmeleri.

 

   Basiretli bir müslümanın Kitabına karşı sorumluluklarından birisi de ; bu kitabın ihtilaf ve tezat şeyler içermekten, noksaklıktan ve içerisinde ihmal edilmiş bir şeylerin varlığından uzak bir kitap olduğunu bilmesi ve ona bu şekilde iman etmesidir….Rabbimiz kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ وَلَوْ كَانَ مِنْ عِندِ غَيْرِ اللّهِ لَوَجَدُواْ فِيهِ اخْتِلاَفاً كَثِيراً

  

“ Onlar Kur’anı hiç düşünmüyorlar mı ? Eğer o Allah’tan başkası tarafından gelmiş olsaydı,onda birbirine muhalif çok şeyler olurdu. “

                                                                            NİSA : 82.AY.

 

“ …. İbnu’l As r.a dan ; Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’an , bir kısmı diğer bir kısmını yalanlamak için indirilmemiştir…….. “

 

                    İBNİ MERDEVEYH  : TEFSİR DE - İBNİ KESİR    : 3.C.1171.SAY.

                                                                                                                                              

3 – Kur’anın korunmuş ve kıyamete kadar da korunacak bir kitab olduğuna iman etmeleri.

 

   Değerli kardeşlerim ! müslümanın kitabına karşı sorumlu olduğu bir diğer husus da ;  Bu Kitabıb kıyamete kadar Allah’ın koruması altında ola-cağıdır…

 

   Rabbimiz kerim kitabında bu teminatı şöyle zikreder :

 

إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ   

 

“ Muhakkakki bu zikri biz indirdik.Ve onu koruyacak olanda  elbette  yine biziz “   
                                                                                                  

                                                                                                                                                                                  HİCR : 9.AY.

 

  ….. عن أبي هريرة رضى الله تعالى عنه قال قال رسول الله صلى الله عليه وسلم إني قد تركت فيكم شيئين لن تضلوا بعدهما كتاب الله وسنتي ولن يتفرقا حتى يردا علي الحوض

 

{ ……. Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : “ Size, sarıldığınız müddetçe asla sapıtmayacağınız iki şey bıraktım. Biri, Allah’ın Kitabı,diğeri ise benim sünnetim. Bunlar havz’ın başında yanıma gelinceye kadar birbirlerinden ayrılmayacaklardır. }


MÜSTEDREK   :   1.C.193.S - DARE KUTNİ   : 3.C.4525.N - S .  SAHİHA     : 4.C.1761.N

 

  

    Allah’u Azze ve Celle bu Ayeti celilesinde indirdiği zikrini koruyacağına kefil olmuştur… Rabbimizin koruyacağına kefil olduğu bir şey de, kesinlikle içerisinden hiçbir şeyin zayi olma-yacağına, ortadan kaybolmayacağına ve kıyamete kadar da ondan bir şeyin tahrif edilmeyeceğine delalet eder.

 

   Eğer bundan başkası caiz olmuş olsaydı,haşa Allah’ın bu kelamı yalan, verdiği teminat da geçersiz olurdu. Bu ise kamil bir akla sahip olan hiç kimsenin düşünemeyeceği bir şeydir.

 

4 - Onu tilavet ederek ezberlemek, başkalarına öğretmek ve gereğince amel etmek.

 

“ Allah’ın Kitabını okuyanlar, namaz kılanlar ve kendilerine verdi-ğimiz rızktan Allah için gizli ve açık sarf edenler, asla zarar etme-yecek bir ticaret umarlar. “

FATIR : 29

 

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’anı okuyun ve onunla amel edin. Onu geçim kaynağı yapmayın “

                                                       Ahmed Müsned : 3 / 428

 

“ … Osman r.a dan. Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Sizin en hayırlınız Kur’anı öğre-nen ve öğretendir. “

Buhari : 11.c.5120.s

 

5 - Ayetlerini tefekkür ve tedebbür etmek.

 

   Müslümanın kitabına karşı sorumluluklarından bir diğeri de ; onun Ayet’lerinin üzerinde dikkatli bir şekilde durarak tefekkür ve tedebbür etmesidir… Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :

 

أَفَلاَ يَتَدَبَّرُونَ الْقُرْآنَ ………….    

  

“ Onlar Kur’anı hiç tedebbür etmiyorlar mı ? - yani o kitabın Ayetleri üzerinde hiç düşünmüyorlar mı ? Onu idrak etmek, anlamak ve kavramak  için hiç çaba sarfetmiyorlar mı ? - ……………….. “

                                                                                                                      NİSA : 82.AY.

 

“ Şüphesiz bunda tefekkür eden bir toplum için Ayet’ler vardır. “

 

 RA’D : 3

 

6 - Helallerini helal haramlarını da haram kabul etmek.

 

“ Dillerinizin yalan yere nitelendirmesinden dolayı şu heIal şu haramdır demeyin, sonra Allah’a karşı yalan uydurmuş olursunuz.... “

 

NAHL : 116

 

“ Ey iman edenler, Allah’ın size helal kıldığı güzel ve temiz şeyleri haram etmeyin... “

MAİDE : 87

 

“ Allah’a ve ahiret gününe iman etmeyen, Allah’ın ve Rasulünün haram kıldığını haram saymayanlarla..... savaşın. “

TEVBE : 29

 

7 - Emirlerine uymak ve yasaklarından da kaçınmak.

 

“ İman edenler Rab’lerinden gelen hakka uymuşlardır... “

MUHAMMED : 3

 

“ Eğer siz yasaklanan büyük günahlardan kaçınırsanız, sizin küçük günahlarınızı örteriz ve sizi güzel bir yere sokarız... “

NİSA : 31

 

“ Kim Allah’ın yasaklarına saygı gösterirse bu, Rabb’inin katında kendisi için iyidir..... “

HACC : 30

 

“ ………. İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdır. Sakın bunları çiğnemeyin. Kim Allah’ın sınırlarını çiğnerse işte onlar zalimlerdir. “        

BAKARA : 187 – 229

 

8 - Misal ve geçmiş ümmetlerle ilgili kısaslarından ibret almak.

 

  Müslümanın kitabına karşı sorumluluklarından bir diğeri de; onun misallerinden ve geçmiş ümmet-lerle ilgili kısaslarından ibret almaktır…Rabbimiz bu konuda da şöyle buyurmaktadır :

 

“ Bu misalleri, düşünsünler diye insanlara veriyoruz…. “

HAŞR : 21

 

“ Bu kıssayı - onlara - anlat, belki onlar tefekkür ederler…. “

A’RAF : 176

 

“ And olsun onların - yani rasullerin - kıs-salarında akıl sahipleri için ibretler vardır... “

YUSUF : 111

 

9 - Muhkem Ayet’leriyle amel etmek ve müteşabih olanlarına da olduğu gibi iman edip teslim olmak.

 

“ Müminler : - savaş hakkında - keşke bir sure indirilseydi ya dediler . Fakat muhkem  - yani hükmü açık - bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunan münafıkların sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görür-sün. “

MUHAMMED : 20

 

“ Kitabı sana 0 indirdi. Onun bazı Ayet’leri muhkemdir, bunlar Kitabın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fıtne çıkarmak ve kendilerine göre onları tevil etmek için onun müteşabih olan Ayetlerine uyarlar. Oysa onların tevilini Allah’tan başka kimse bilemez. İlimde yüksek payeye eri-şenler ise : Ona iman ettik, hepsi Rabb’imizin katındandır, derler... “

 

ALİ İMRA : 7

 

“ … Aişe r.anha şöyle demiştir : Rasulullah s.a.v :  “ Kitabı sana 0 indirdi. Onun bazı Ayetleri muhkemdir, bunlar Kitabın anasıdır. Diğerleri ise müteşabihtir. Kalplerinde eğrilik olanlar, fıtne çıkarmak ve kendilerine göre onları tevil etmek için onun müteşabih olan Ayetlerine uyarlar. Oysa onların tevilini Allah’tan başka kimse bilemez. İlimde yüksek payeye eri-şenler ise : Ona iman ettik, hepsi Rabb’imizin katındandır, derler... “ ALİ İMRA : 7 Ayetini okudu ve dedi ki : Ey Aişe ! Sen Kur’anın yalnız müteşabih Ayetlerine uyan dalalet ehli kimseleri gördüğünde, işte onlar Allah’ın bu Ayette isim ve sıfatlarını söylediği kim-selerdir, artık hepiniz onlardan sakınınız.

 

Buhari : 4547-Ter : 4246 - Ebu Davud : 4598.n

 

10 - Kur’anın koyduğu sınırları aşmamak. Yani hududunu çiğne-memek.

 

   Değerli Müslümanlar ! bilindiği gibi Rabbimiz kerim kitabında bir takım sınırlar çizmiş ve bunları ihlal etmemelerini de kullarına vazetmiştir... O  c.c şöyle buyurmaktadır.

 

“ Bunlar Allah’ın - koyduğu kanunlar ve çizdiği -  hudutlarıdır. Bunlara sakın yaklaşmayın. “

 BAKARA : 187

 

“ İşte bunlar Allah’ın hudutlarıdır, onları çiğnemeyin. Kim Allah’ın hudutlarını çiğnerse işte onlar zalimlerin ta kendileridirler. “

BAKARA : 229

 

“ Kim Allah’a ve Onun Rasulüne karşı gelir ve O’nun hududunu çiğnerse, Allah onu ebedi kalacağı ateşe sokar ve onun için de alçaltıcı bir azap vardır. “

NİSA : 14

 

11 – İnsanları, hidayet rehberi olan o kitaba davet etmek.

 

   Müslümanların kitaplarına karşı sorumluluk-larından bir diğeri de ; insanları ona davet etmek…. Rabbimiz bu konuda şöyle buyur-maktadır :

 

فَلَا تُطِعِ الْكَافِرِينَ وَجَاهِدْهُم بِهِ جِهَاداً كَبِيراً

 

{  Kafirlere boyun eğme ve bununla - yani Kur’an ile - onlara karşı büyük bir cihad et. }

                                                                                                                                                   FURKAN : 52.AY.

 

“ Sen hikmet ve güzel öğütle Rabb’inin yoluna davet et, onlarla en güzel şekilde mücadele et..... “

NAHL : 125

 

“ İçinizde hayra davet eden, iyiliği emreden ve kötülüğü men eden bir topluluk olsun ; işte onlar felaha eren kimselerdir. “

ALİ İMRAN : 104

 

 

ÜMMETİN  KİTAPLARI  HAKKINDA  OLUMSUZ  TAVIRLARI

 

   Değerli kardeşlerim ! buraya kadar anlatmaya çalıştığımız şeylerin yanı sıra bir de bu ümmetin kitaplarına karşı olumsuz tavırlarından bahse-decek olursak, bununda inşaallah faydası olacaktır…. Çünkü bir çoğumuzunda şahit olduğu gibi, bu ümmetin içerisinde kitaplarının gaye ve hedefini zedeleyen bir çok çirkin tavırları vardır.. Bunlardan bir tanesi ;

 

1 - Kur’anın gaye ve hedefini saptırarak onu sanki ölülerin kita-bıymış gibi okumaları.

 

   Değerli Müslümanlar ! bu konuda inananların en çirkin arızası ; bu kitabın gayesini ve hedefini saptırtan bu tür anlayışlar ve uygulamalardır.

Yani ; Kur’an sanki ölüler için indirilmiş bir kitapmış gibi hareket etmeleridir.

 

   Ne yazık ki bu gün Müslümanların içerisinde bulunduğu çirkin arıza-lardan birisi de budur… Yani gerek kabir ziyaretleri esnasında ve gerekse oralara uğramadan ölüler için Kur’an okuyup sevabını onlara gönderme adetleridir ….

 

     Bu konuda ne Allah’ın kitabında ve ne de Resulü’nün sünnetinde mesele ile alakalı hiçbir delilin olmamasına rağmen,inananların kısmı azamı bu yanlışın  içerisinde hayat sürmek-tedirler .

 

    Halbuki Allah resulü s.a.v bir çok hadislerinde ölen bir kimseye nelerin fayda vereceğini ve kabir ziyaretinde de bir müslümanın nasıl hareket edeceğini açıkça uygulamış ve inananlara da bunu anlatmıştır.

 

   Allah Resulü s.a.v kabirleri ziyaret ettiği zaman şu duayı okurdu :

 
  " السلام عليكم أهل الديار، من المؤمنين والمسلمين. وإنا، إن شاء الله، للاحقون . أسأل الله لنا ولكم العافية    "                                   

 

“ Esselamu aleykum ehled diyarı minel mü’miniyne vel müslimin. Ve inne inşaallahu le lahikun. Es elullahe lena ve lekumul afiyeh “

 

“ Ey mü’minlerin ve Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun. Allah dilerse muhakkak biz de sizin yanınıza geleceğiz. Allah tan bizlere ve sizlere afiyet dilerim “ }
 

                                                                           MÜSLİM : 3.C.975.N

 

   Hatta Aişe validemiz Allah Resulü s.a.v’e : “ Kabirleri ziyaret edece-ğim zaman onlara nasıl dua edeyim “ diye soru sorduğunda, Allah resulü s.a.v  ona şu duayı okumasını söylemiştir.

 

{ ….. Aişe r.a dan…………….. Resulullah s.a.v buyurdular ki : Cibril bana :

- Muhakkak ki Rabbin sana Baki – mezarlığı – ehline gidip  onlar için istiğfar etmeni emrediyor, dedi. Ben – Aişe’de – dedim ki :

- Ya Rasulallah ! onlar için nasıl dua edeyim ? . Resulullah s.a.v dedi ki : Şöyle de :

 

السلام على أهل الديار من المؤمنين والمسلمين ويرحم الله المستقدمين منا والمستأخرين  وإنا، إن شاء الله، بكم للاحقو                                                            

 

“ Esselamu aleykum ehled diyarı minel mü’miniyne vel müslimin. Ve yerhamullahu’l mustakdimine minna vel musta’hirin. Ve inna inşaallahu bikum le lahikun “

 

“ Ey mü’minlerin ve Müslimlerin diyarı ! Allah’ın selamı üzerinize olsun.Allah, bizden önce ölenlere ve bizden sonra öleceklere rahmet eylesin.Allah dilerse biz de sizlere kavuşacağız “ }

                                                                            MÜSLİM : 3.C.974.N

   Dolayısıyla, eğer kabirlerde Kur’an okumak caiz olmuş olsaydı … veya Kur’an okuyup da onun sevabını ölülere gönderme gibi bir şey dinimiz de caiz olmuş olsaydı,bunu Resulullah s.a.v mutlaka hanımına söylerdi. Çünkü,İslam’ın bu hususta bir kuralı vardır ki,o da :

تأخير البيان عن وقت الحاجة لا يجوز                                                                  

  İhtiyaç anında beyanın tehiri caiz değildir 

 

    Yani, eğer ölüler için Kur’an okumanın onlara faydası olacak olsaydı bunu Allah Resulü s.a.v mutlaka söylerdi. Çünkü kendisine, kabirleri ziyaret etmek isteyen bir kimsenin orada ne yapacağı sorulmuştur.

 

    Eğer Kur’an’a ve Sünnet’e az da olsa vuku-fiyetimiz olmuş olsaydı,  insana faidesi olmayacak bu gibi bid’atlerle uğraşmayacağımız gibi, bununla uğraşan kimselere de bunun tam zıddına bir çok delillerin olduğunu anlatırdık.

 

    Bakınız Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında ne buyuruyor :

 

وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّاً وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ

  

“ Biz ona – yani Muhammed’e – şiir öğretmedik. Ki, ona yakışmaz da. O sadece bir öğüt ve apaçık bir Kur’an’dır. Ki,onunla diri olanları uyarsın ve inkar eden-lere de azab sözü hak olsun. “

                                                                                                                          YASİN : 69.70.AY.

                                                                                 

     Ayet’i kerimeye dikkat edilirse,    لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيّاً    … diri olanları uyarması için … “ ifadesiyle Kur’an’ın, dirilerin uyarılması için indirildiği anlatılmaktadır.

 

    Rabbimiz yine bir Ayet’i Celile’sinde şöyle buyurmaktadır :

 

كِتَابٌ أَنزَلْنَاهُ إِلَيْكَ مُبَارَكٌ لِّيَدَّبَّرُوا آيَاتِهِ وَلِيَتَذَكَّرَ أُوْلُوا الْأَلْبَابِ

 

“ O mubarek bir kitaptır. Onu sana indirdik ki, Ayet’lerini düşünsünler ve akıl sahipleri de öğüt alsınlar. “

                                                                                      SAD : 29.AY.

 

    Bu Ayet’i kerime de inandığını söyleyenlere açıkça şu anlatmaktadır ; Kur’an, akledebilen ve düşünebilen kimseler için inzal olmuştur. Dolayısıyla onun, düşünme, akletme ve  anlama hasleti elinden alınmış ölü kimselere okunması makul değildir…..

 

   Bununla beraber şunun da hiç unutulmaması gerekir ki, bu inanç ve amel Kur’an’ın gaye ve hedefine de terstir.

 

  Çünkü Allah’u Teala Kur’an’ı kerimi, onunla amel edilsin diye gönder-miştir.Yani o, ölülerin kitabı değil dirilerin kitabıdır.

 

  Ölenlerin ise artık amelleri kesilmiştir.Onlar Kur’an’ı ne okuyabilirler ve ne de onunla amel edebilirler.

 

   Onlar için okunan Kur’an’ın sevabı da onlara ulaşmaz. Meğer ki, Kur’an’ı kendisine öğrettiği kimse ola..….. Yani, bir kimse hayatta iken kime Kur’an öğretmiş ise,onun okumasından bir sevap kazanabilir. Çünkü bu şey, henüz hayatta iken kendisinin sa’yı gayretinden olan şeylerdendir.

 

     Çünkü Allah’u Azze ve Celle kerim kitabında şöyle buyurmaktadır :

 

إِنَّا نَحْنُ نُحْيِي الْمَوْتَى وَنَكْتُبُ مَا قَدَّمُوا وَآثَارَهُمْ

 

{  Ölüleri diriltecek, işledikleri amelleri ve geride bıraktıkları eserleri yazacak olan elbette biziz ….. }

                                                                                   YASİN : 12.AY.

 

مَّن يَشْفَعْ شَفَاعَةً حَسَنَةً يَكُن لَّهُ نَصِيبٌ مِّنْهَا”  …

 

{ Kim güzel bir işe aracılık ederse,onun da o işten bir payı vardır … } 

                                                                                                                                                                                                   NİSA : 85.AY.

 

{ …… Cerir bin Abdullah r.a’dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kim iyi bir çığır açar da o yolda yürünürse,o yolda yürüyenlerin sevabı kadar bu çığırı açan kimseye de ecir yazılır. Onların sevaplarından da bir şey eksilmez ……… }                                                                                                          

                                                                                                 MÜSLİM   : 3.C.1017.N

                                                                                                 İBNİ MACE : 1.C.203.N

 

     Hulasa, bu delillerin umum ifadeleri bizlere şunu anlatmaktadır : İster hayatta olsun ister ölü olsun, kim hayırlı bir işe vesile olmuş ise,o işten hasıl olan sevapların aynısını bu kimse de kazanacaktır.

 

    Dolayısıyla,hayatta iken birilerine Kur’an öğretenler, o kimseler Kur’an okudukça sevap kazanacaklardır…. İşte Kur’an-ın ölüye ancak bu şekilde faydası olur.

 

  İbni Kesir r.h ;

وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى        

                                                                                         

“ İnsan için kendi çalışıp çabalamasından başka bir şey yoktur “ 

                                                                                   NECM : 39.AY.

 

    Mealindeki Ayet’in tefsirini yaparken şöyle diyor : “ Yani başkasının günahı kişiye yüklenmediği gibi, kendi nefsi için kazandığı hariç, başka-sının yapacağı sevaptan da yararlanamaz.

 

   İbni Kesir devam ediyor ve diyor ki : Bu Ayet’i Kerime’den İmam Şafii r.h şu hükmü çıkarmıştır :

 

“ Ölüler için okunup, hediye edilen Kur’an’ın sevabı onlara kavuşmaz, çünkü okunan Kur’an onların ameli ve kazancı değildir. Bunun içindir ki Allah’ın Resulü s.a.v ölülere Kur’an okumayı ümmetine tavsiye etmemiş ve ne açık bir ifade ile ve ne de ima yolu ile de olsa, onlara  bu yolu göstermemiştir “

 

   Bununla beraber, Sahabeden de bu hususta sahih bir nakil yoktur. Şayet bu hayırlı bir iş olmuş olsaydı, şüphesiz ki onlar bu hayırda bizleri geçerdi. - Yani onlar bizden önce bunu yaparlardı - Unutmayın ki,Allah’a yaklaştıran ameller ancak nas’la sabit olur. Bu gibi hususlarda ne kıyasla ve ne de şahsi görüşlerle hareket edilmez. “

                                                                                                      

                                                                    İBNİ  KESİR  : 13.C.7554.S 

SÜNNET’TEN  DELİLLER

 

     Ölülere Kur’an okunmayacağının sünnet’ten delilleri ise şunlardır : 

 

عن أبي هريرة , أن رسول الله صلى الله عليه وسلم قال : لا تجعلوا بيوتكم مقابر. إن الشيطان ينفر من البيت الذي تقرأ فيه سورة البقرة .

 

{ …. Ebu Hureyre r.a dan. Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Evlerinizi kabirlere çevirmeyiniz. Muhakkak şeytan, içerisinde Bakara suresi okunan evden kaçar.}

 

MÜSLİM : 2.C. 780. N - TİRMİZİ  : 5.C.3036.N - AHMED  : 2 / 284-337

        

{ …… Resulullah s.a.v şöyle buyurdular : Evlerinizde Bakara suresini okuyunuz, oraları kabirlere çevirmeyiniz. }

                                                                     BEYHAKİ    : 5 / 448 / 1056

 

     Hulasa, ölülere faydası dokunsun diye Kur’an okumanın eğer dini-mizde bir yeri olmuş olsaydı, Müslümanlara karşı çok şevkatli ve merhametli olan Peygamberimiz Muhammed s.a.v :

 

“ Evlerinizde Kur’an okuyunuz ve namaz kılınız, oraları kabirlere çevirmeyiniz “

 

diye nasihatte bulunmazdı… Çünkü, kabirler Kur’an okuma ve namaz kılma yeri değildir…. Bunun içindir ki ; Hayatı boyunca defalarca kabirleri ziyaret eden Allah Resulü s.a.v, ne böyle bir şey yapmıştır,ne ümmetine böyle bir şey tavsiye etmiştir ve ne de ima ile de olsa buna işaret etmiştir.

 

   Kendisinin de hadisi şeriflerinde buyurduğu gibi :

 

{ Size cennet’e yaklaştıracak ne var ise onu açıklamışımdır. Ve yine size, cehennem’den uzaklaştıracak ne var ise onları da açıklamı-şımdır.}

M. ZEVAİD :  8 . 264 - S . SAHİHA :  4.C.1803.N - HAKİM :  2.C. 4. SAY

 

{  Ebu Zerr r.a şöyle dedi : Resulullah s.a.v bizi, hava’da kanat çırpan kuştan dahi malumat vemiş olduğu halde terk etti . }

 

İBNİ HİBBAN     : 1.C. 65.N - AHMED.MÜSNED : 5 / 162 - TABERANİ KEBİR : 1647.N - S . SAHİHA   :   4.C. 1803.N

 

 

{  Ve yine bir hadislerinde Allah resulü s.a.v şöyle buyurmaktadır : Allah’ın size emredip de benim size emretmediğim hiçbir şey bırakmadım.Ve yine,Allah’ın size yasaklayıp da benim size yasak-lamadığım hiçbir şey de bırakmadım.}

                                                                      S . SAHİHA : 4.C. 1803.N

 

      Artık bu delillerden sonra söylenecek tek söz Allah,bu konuda problemi olan kimselere anlayış ve hidayet versin “  sözüdür.

 

 

2 - Onu geçim kaynağı yapmaları.

 

 Değerli Müslümanlar ! bu konuda yine inananlar arasında arzı endam eden  en çirkin arızalardan birisi de ; bu kitabı okuyarak veya onu başkalarına öğreterek onu geçim kaynağı haline getirmektir.

 

  Halbuki bu iş ; kur’anın gaye ve hedefine ters düşen bir iş olduğu gibi, Allah resulü s.a.v bunu hayatta iken yasaklamıştır.

 

 

“ … Rasulullah s.a.v şöyle buyurdular : Kur’anı okuyun ve onunla amel edin.Onu geçim kaynağı yapmayın “

                                                          Ahmed Müsned : 3 / 428


“ …
Resulullah s.a.v buyurdularki : Kim Kur’anı okur da onunla insanları sömürür ve onların mallarını yemeye vesile edinirse, kıyamet gününde yüzünün etleri dökülmüş olarak huzura gelir. “

 

Beyhaki : Feyzul Kadir : 8922.N


“ …
Ebu’d-Derda şöyle dedi : “ Rasulullah s.a.v “ Her kim Kur ‘an talimine karşı ücret olarak bir yay alırsa, Allah ateşten bir yayı ona ger-danlık yapar “ buyurdu.

Beyhaki : 6/126/11685 - Albani : S.Sahiha .256.

 

“ … Ubade b. Samit şöyle dedi : “ Suffe ehlinden bir takım insanlara yazı yazmayı ve Kur’an okumayı öğrettim. Onlardan bir şahıs bana ok atmak için bir yay hediye etti. Ben içimden, bu bir mal değildir. Onunla Allah yolunda ok atarım ; Rasulullah’a gideyim bunu ona sorayım dedim. Müteakiben Rasulullah’a geldim ve : Ya Rasu lellah, kendilerine yazı ve Kur’an öğrettiğim kimselerden bir şahıs bana bir yay hediye etti. Bu bir mal değildir bununla  Allah  yolunda  ok  atarım  dedim.  Rasulullah  s.a.v  “ bunun sebebiyle ateşten bir halkanın boynuna  takılması seni sevindirir ise onu kabul et “ buyurdu.”

Ebu Davud : 3416 - İbni Mace :2157.n - Hakim : 2/41 Beyhaki :6/125/11681- Sahiha : 256

 

“ … Ubeyy ibnu Ka’b şöyle dedi : “ Bir adama Kur’an öğrettim. 0 da bana, bir yay hediye etti. Ben bunu Rasulullah’a zikrettim. Rasulullah s.a.v : “ Eğer o yayı alırsan ateşten bir yay alırsın “ buyurdu. Ben de onu geri iade ettim.

İbni Mace : 2158 - Beyhaki : 6/126/11684 - Albani : 1493-İrva

 

“ … İmran bin Husayn r.a dan rivayet edilmiştir. İmran, Kur’an okuyan ve sonra da el açan bir okuyucuya rastladı ve bunun üzerine musibet anındaki okunan “ inna lillahi ve inna ileyhi raciun “ Ayeti okudu ve sonra şöyle dedi : Resulullah s.a.v den işittim, o buyurdu ki : “ Her kim Kur’an okursa, karşılığında Allah’tan dilesin. Çünkü ileride bir takım kavimler gelecektir ki, Kur’anı okuyacaklar ve bunu vesile edinerek insanlardan dileneceklerdir “

                                                                                           Tirmizi : 5.c.3083.n

“ … Ebu’ Derda r.a dan. Buyurdular ki : Mescidlerimizi ve Kur’an yazılarını süsler-seniz yok olur gidersiniz. “

 

Camiu’s Sağir : 1/220 – 599.N – S.Sahiha : 1351.N

 

     Kur’an öğreten kimsenin hediye adı altında da olsa bir şey alması, bu babta zikredilen hadislerle yasaklanmıştır. Kur’an öğreten kimsenin talimine karşılık - ne adına olursa olsun - bir şey alması kendisine helal olmaz. İnsanlardan çoğu, Kur’an öğretimine  karşılık alınan ücretle, hastaya tedavi için okunan Kur’an’a bedel alınan ücreti birbirine karış-tırıyorlar….

   Şimdi bu olayda birincisi ; Rasulullah s.a.v’in ifadesiyle yasak olan bir şeydir. Yani Kur’an öğreten kimsenin bir şey alması kendisine helal olmaz…. 

   İkinci husus ise düzgün anlaşılmıyor… Eğer sahabelerin Kur’an okuyupta ücret taleb ettikleri konuya dikkatlice bakarsanız, burada kendilerine misafir oldukları o kavim, sahabelerin hakları olan ağırlamayı yapmıyorlar… Yani onları misafir ederek yedirip içirmiyorlar…. Dolayısıyla onlar da misafir olarak hakları olan şeyi alıyorlar.

 

Allah resulü s.a.v :   “ ….. Bir kavmin kendi-lerine gelen misafiri ağırlamaları vaciptir. Şayet misafir etmezlerse, o misafirin kendi-sine takdim edilecek kadar hakkını alması caizdir. “ buyurmaktadır.


Müslim : 5.c.1727.n - Ebu Davud :4.c.3750 - 3752.n - Tirmizi : Ahmed : Hakim :

 

    Sahabenin Kur’an okuyarak ücret aldıkları konu anlatan hadisler ise şunlardır :

“ … Ebu Said el-Hudri şöyle tahdis etti : “ Rasulullah s.a.v’in ashabından bir topluluk bir sefere gittiler. Nihayet bunlar, Arap kabilelerinden bir kabilenin yanına konakladılar ve kendilerini misafir etmelerini onlardan talep ettiler. Kabile halkı bunları misafir etmekten imtina etti. Kabilenin reisi, - akrep veya yılan tarafından - sokuldu. Kabile halkı, reisin tedavisi için her şeyleriyle çaba harcadılar, fakat ona hiçbir şey fayda vermedi. Bunun üzerine kabile halkından bazıları : Sizin yanınıza konaklayan şu topluluğa gitseniz, belki onların yanında faydalı bir şey olabilir, dedi. Onlar sahabelerin yanına geldiler ve : Ey topluluk, reisimiz – akrep veya yılan tarafından -sokuldu. Tedavisi için her şeyimizle çaba harcadık, fakat ona hiçbir şey fayda vermedi. Sizin yanınızda  -  ona fayda verebilecek  -  bir şey var mı ? dediler. Sahabelerden bazısı : - ki bu Ebu Said’in kendisidir - Evet,dedi.Sonra vardı ve o kabile reisine Fatihatu’l kitab ile rukye yaptı. Bunun üzerine adam iyi oldu.Buna mukabil sahabiye bir bölük koyun verildi. Sahabi onu kabul etmek istemedi. Sahabelerden bazıları ise : Koyunları taksim ediniz dedi. Rukye yapan ise : Rasulullah’a gelip olan şeyleri kendisine haber verene kadar koyunları taksim işini yapmayın, bakalım Allah resulü bizlere neyi emreder dedi. sonra Rasulullah s.a.v’in yanma geldiler ve kendisine olayı zikrettiler. Bunun üzerine Rasulullah : “ Sana onun – Yani Fatiha’nın - rukye olduğunu bildiren nedir ? doğruya isabet ettiniz, onu taksim ediniz, sizinle beraber bana da bir sehim ayırın “ buyurdu.”

 

Buhari : 12.c.5762 – 5771.s - Müslim : 7.c.2201.n - Ebu Davud : 3418 - İbni Hibban (6112) Dare kutni (3/64/245) Beyhaki (6/124) Ahmed (3/2-44) Albani (1556-İrva)

 “ … İbni Abbas r.a dan. O şöyle tahdis etti : “ Rasulullah s.a.v’in ashabından bir mufreze gurubu,bir su başında konaklamış olan bir oba halkının yanına vardılar.  Oba halkı içinde zehirli hayvan tarafından sokulmuş – ve tedavi edilecek – bir kimse bulunuyordu. O su başın-dakilerden bir adam,sahabi gurubunun karşısına geldi de,onlara : Sizin içinizde rukye yapan biri var mı ? Bu su başında konaklamış olan toplulukta zehirli bir şey tarafından sokulmuş – tedavi edilecek – bir hasta vardır,dedi. Onun bu muracaatı üzerine Sahabelerden birisi gitti de o hasta adama,bir bölük koyun sürüsü ücret karşılığında  Fatihatu’l kitab ile rukye yaptı. Bunun üzerine adam iyi oldu.Sonunda koyun sürüsü karşılığında okuma tedavisi yapan kimse arkadaş-larının yanına geldi. Arkadaşları onun bu ücreti almasını kerih gördüler ve : Sen Allah’ın kitabına karşılık ücret aldın ! dediler. Nihayet Medine’ye geldiler de :  

- Ya Rasulullah ! fulan kimse Allah’ın kitabına karşılık ücret aldı, dediler. Rasulullah s.a.v : Karşılığında ücret aldığınız vazifenin en haklı olanı, Allah’ın kitabı mukabilindeki ücrettir “ buyurdu.

Buhari : 12.c.5763.s

 

 

     Vel hamdu lillahi rabbil alemin

 

 

 

 

 

 

                       TACUDDİN  EL - BAYBURDİ

 

 

 

 

 

Bugün 145 ziyaretçikişi burdaydı!
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
İLİM PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR